Ana Sayfa İstanbul’da Görülmesi Gereken En Güzel ve Tarihi Kiliseler Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi

Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi

0

Karaköy’den Tophane yönünde Kemeraltı Caddesi üzerinden giderken yolun sağ tarafında göreceğimiz klasik Ermeni kilise mimarisinde yapılmış olan büyük kilise istanbulun önemli kiliseleri arsında yer almaktadır. Aziz Krikor’a ithaf edilen bu kilise İstanbul’da bulunan en eski Ermeni Kilisesidir.



Ermeni Patriklik sayfasında belirtildiğine göre; 1360 ve 1361 tarihli iki el yazmasında Galata’da Surp Sarkis isimli bir kiliseden bahsedilir. Armaş manastırının kütüphanesinde bulunan bir elyazmasına göre ise Gozma İsimli bir tüccar Gafa’dan İstanbul’a gelip ve kilisenin arazisini satın alarak Surp Kirikor Lusaroviç Kilisesi’ni inşa ettirmiştir. 1660 tarihli yangını atlatan kilise binası 1731’de ve 1771’de büyük ölçüde yanar ve 1799’da Mimar Minas Kalfa yönetiminde tekrar inşa edilir. Zaman içerisinde kilisenin yanında Surp Haç ve Surp Garabed Şapelleri inşa edilir. 1888 yılında iç duvarlar kemer şeklinde açılarak, bu üç ibadethane birleştirilir. 1958 yılında İstanbul’daki şehir yapılandırması sırasında Kemeraltı caddesi açılır, ve kilise istimlak edilerek önce kilisenin kuzey kısmı sonrasında da tamamı yıkılmıştır ve genişletilen caddeye tahsis edilmiştir. Kilise arazisinden kalan mevcut alan üzerinde 1962-65 yıllarında bugün bulunan kilise Mimar Bedros Zobyan ve Isdepan Seghposyan’ın kalfalığında kubbeli tarzda inşa edilmiştir. İstanbul’da klasik Ermeni mimarisi tarzında inşa edilmiş tek kilise bu kilisedir. Samatya’daki patriklik binası kurulana kadar bu kilise İstanbul Ermeni Cemaati’nin merkezi konumundaydı. Hem sahip olduğu tarih, hem de konumu nedeniyle halen önemini korumaktadır. Son olarak, Kilisenin üzerinde bulunduğu cadde’den bahsedelim. Caddenin Karaköy tarafında bulunan, daha önce paylaştığımız Saint Benoit Kilise’sinin Manastır olan kısmı 1771’de yaşanan büyük yangından önce sokağın öteki tarafında bulunmaktaydı. Bu iki sokak arasını birleştiren bir de kemer bulunmaktaydı ve sokağın bir bölümüde kemerin altından geçmekteydi. Kemeraltı caddesinin adı da işte bu kemerden gelmekteydi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz